2026’ya "Tanınmaz" Bir Başlangıç: Rakamlar Yalan Söylemez
Dostlar, bugün takvimler 16 Şubat 2026'yı gösteriyor ve biz otomotiv dünyasında son on yılın en tuhaf dönemlerinden birine tanıklık ediyoruz. Benchmark Mineral Intelligence’ın son raporuna göre, küresel elektrikli araç (EV) satışları Ocak ayında bir önceki aya göre %44 gibi akıl almaz bir düşüş yaşadı. Uzmanların "tanınmaz bir başlangıç" olarak nitelediği bu tablo, aslında bir süredir geliyorum diyen fırtınanın kopmuş halinden başka bir şey değil. İstanbul sokaklarında, özellikle de şarj istasyonlarının önünde bekleyen taksici abilerimizle ya da beyaz yakalı dostlarımızla konuştuğumuzda, o eski "hevesli" havayı bulmak artık çok zor.
Teşviklerin Sonu ve Büyük Vergi Şoku
Peki ne oldu da bu pazar bir gecede böyle bir türbülansa girdi? Cevap basit ama can yakıcı: Bedava sirke bitti. 2025’in son çeyreğine kadar hükümetlerin sunduğu o şaşaalı vergi muafiyetleri, hibe destekleri ve düşük faizli krediler bir bir geri çekildi. Özellikle Çin’de, 2014’ten beri ilk kez elektrikli araçların satın alma vergisine tabi tutulması, dünyanın motorunu durdurdu. ABD tarafında ise 30 Eylül 2025'te kesilen federal teşvikler sonrası, tüketiciler kendilerini bir anda 55-60 bin dolarlık etiketlerle baş başa buldu. İnsanlar artık "çevreyi kurtarıyoruz" motivasyonundan ziyade, "aylık taksitimi ödeyebiliyor muyum?" gerçeğine geri döndü.
Devlerin Savaşı: Tesla ve BYD Neden Geriliyor?
Sadece rakamlar değil, markalar da sarsılıyor. Tesla’nın Avrupa’daki kalelerinden Norveç ve Hollanda’da %80’leri bulan düşüşler, pazarın artık "doyduğunu" ve yeni bir hikayeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. BYD gibi Çinli devler bile kendi evlerinde vergi duvarına çarpmış durumda. Bizim buralarda ise durum biraz daha farklı ama etkileşim kaçınılmaz. Küresel devler marjlarını korumak için fiyat artırırken, tüketici ikinci el piyasasına yöneliyor; fakat orada da karşısına başka bir canavar çıkıyor.
İkinci El Pazarı: Bataryadan Daha Büyük Bir Sorun
İkinci el elektrikli araç piyasası şu an tam bir "mayın tarlası" gibi. 2026 yılı itibarıyla, 3-4 yaşındaki elektrikli araçların kalıntı değerleri, içten yanmalı rakiplerine göre çok daha hızlı eriyor. Neden mi? Çünkü teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, 2022 model bir aracın batarya kapasitesi, 2026 model bir aracın yanında "tarih öncesi" gibi kalıyor. İnsanlar, akıllı telefonlarını değiştirir gibi araba değiştiremeyeceklerini anladılar. Bir de üzerine şarj istasyonlarındaki elektrik birim fiyatlarının benzinle yarışır hale gelmesi eklenince, "elektrikli kârlı" hesabı yapanların kalemi kırıldı.
Türkiye’nin Durumu: Avrupa’nın Yeni Devine Ne Oldu?
İşin ilginç tarafı, dünya kan ağlarken Türkiye 2025 yılını rekorla kapattı. Avrupa’nın en büyük dördüncü elektrikli araç pazarı olduk. Ama durun, hemen zafer çığlıkları atmayalım. Bizdeki bu büyüme, biraz da "geç gelen bir dalga" etkisidir. Togg'un üretim kapasitesinin oturması ve Çinli markaların Avrupa kapısı olarak Türkiye'yi görmesi bizi bir yere kadar taşıdı. Ancak bugün, 16 Şubat sabahı İstanbul'daki bayilere bir uğrayın; o eski "sıraya girme" dönemlerinin yerini, "pazarlık yapalım" havasının aldığını göreceksiniz. Küresel rüzgar soğuk esince, bizim buradaki şöminenin ateşi de ister istemez sönmeye başlıyor.
Tüketici Neden Beklemeye Geçti? Katı Hal Batarya Efsanesi
Aslında bu düşüşün bir diğer sebebi de "gelecek korkusu". 2026 başı itibarıyla herkesin dilinde bir "Katı Hal Batarya" (Solid-State) sakızı var. Tüketici diyor ki: "Şimdi lityum-iyon alıp başımı yakmayayım, iki sene sonra 1000 km giden, 5 dakikada dolan bataryalar gelecek." Bu beklenti, mevcut stokların erimesini engelliyor. Yani pazar aslında kendi geleceğinin kurbanı oluyor. Samimi olmak gerekirse, bu kadar hızlı gelişen bir teknolojiye bu kadar büyük paralar bağlamak, şu ekonomik iklimde cesaret değil, biraz kumar gibi geliyor insanlara.
Yazılım Aboneliği: Arabanız Sizi Her Ay Soyuyor mu?
2026'da araç alırken sadece plaka parası ödemiyoruz. "Koltuk ısıtman çalışsın istiyorsan ayda 10 dolar," "Menzilin 50 km daha artsın istiyorsan yılda 200 dolar" gibi abonelik modelleri insanları canından bezdirdi. Otomobil artık bir mülk olmaktan çıkıp, tekerlekli bir hizmet kalemine dönüştü. Sosyal medyadaki son 1 saatlik yorumlara bakın; "arabanın yazılımı güncellenirken yolda kaldım" diyenlerden, "şarj soketi için bile abonelik istiyorlar" diyenlere kadar bir ton şikayet var. Bu samimiyetsiz yaklaşımlar, sadık kullanıcıyı bile küstürdü.
2026 Sonrası İçin Yol Haritası: Çöküş mü, Arınma mı?
Peki bu bir son mu? Elbette hayır. Ben bunu bir "arınma dönemi" olarak görüyorum. Gereksiz şişirilen fiyatlar, havada uçuşan teşvikler ve "herkes elektrikli alacak" dayatması yerini daha rasyonel bir piyasaya bırakıyor. 2026’nın geri kalanı zor geçecek, orası kesin. Markaların daha dürüst, altyapının daha stabil ve fiyatların daha ulaşılabilir olması gerekiyor. Aksi takdirde, o çok övülen elektrikli devrim, müzelerdeki "bir zamanlar denemiştik" köşesine kalkabilir. İstanbul'dan şimdilik aktaracaklarım bu kadar; ama kulağınız bizde olsun, bu piyasa daha çok su kaldırır.