Yeni Adalet Bakanı ve İlk Büyük Hamle: Alo Adalet
Türkiye’de siyasetin ve yargının gündemi, 2026 yılının bu ilk aylarında oldukça hareketli bir seyir izliyor. Görevi devraldığı andan itibaren "86 milyonun adalet bakanıyım" vizyonuyla hareket eden Akın Gürlek, toplumun en hassas noktasına dokundu: Geciken adalet. İstanbul Başsavcılığı döneminde sahanın tozunu yutmuş, adliye koridorlarındaki o yoğunluğu bizzat yönetmiş bir isim olan Gürlek, canlı yayında patlattığı "Alo Adalet Hattı" bombasıyla aslında yargıda bir zihniyet devriminin sinyallerini verdi. Bu satırları yazan bir gazeteci olarak söyleyebilirim ki; yıllardır konuştuğumuz o "dosya yığınları" artık sadece hakimlerin değil, doğrudan bakanlığın radarında olacak.
Alo Adalet Hattı Nasıl Çalışacak? CİMER’den Farkı Ne?
Peki, nedir bu Alo Adalet Hattı? Bakanın "CİMER gibi olacak ama adalet odaklı çalışacak" dediği sistem, vatandaşın yargılama sürecindeki aksaklıkları doğrudan bir merkeze raporlamasını sağlayacak. Diyelim ki bir davanız var ve üzerinden yıllar geçmiş, hakim değişmiş, dosya tozlu raflarda unutulmuş... İşte tam bu noktada vatandaş, Alo Adalet Hattı’nı arayarak veya dijital kanallar üzerinden "Benim dosyam neden ilerlemiyor?" diyebilecek. Bakanlık bünyesinde kurulan özel birim, bu başvuruyu alıp ilgili komisyon başkanlarına ve bürolara iletecek. Burada amaç, hakime "Şu kararı ver" demek değil, "Bu dosya neden duruyor, teknik bir eksik mi var yoksa bir ihmal mi?" sorusunu sormak.
Kira ve Boşanma Davalarında "Sıfır Gecikme" Stratejisi
Bakan Gürlek’in örnekleri oldukça çarpıcıydı. 17 celse süren boşanma davaları ve içinden çıkılamaz hale gelen kira uyuşmazlıkları... İstanbul gibi metropollerde kira davaları artık toplumsal bir barış sorunu haline gelmiş durumda. "Sıfır Gecikme" projesi kapsamında, bu tür davaların öncelikli olarak sisteme dahil edilmesi bekleniyor. Vatandaşın adliyeye gidip mübaşirin ağzına bakma devri, yerini bakanlığın aktif takibine bırakıyor. Bu, sadece bir şikayet hattı değil; aynı zamanda yargının performansını ölçen devasa bir veri tabanı oluşturacaktır.
Yargı Bağımsızlığı mı, Denetim mi? İnce Çizgi
Tabii bu noktada hukuk çevrelerinde "Acaba yargıya müdahale mi ediliyor?" soruları yükseldi. Bakan bu konuya da net bir açıklık getirdi: "Hakim ve savcılara asla talimat veremeyiz, bu anayasal bir kuraldır. Ancak biz dosya bazlı gecikmeleri tespit edip, sürecin idari kısımlarındaki tıkanıklıkları gidermekle mükellefiz." Yani sistem, davanın sonucuna değil, davanın süresine odaklanıyor. Geç gelen adaletin aslında adalet olmadığı gerçeğiyle yüzleşen bir bakanlık profili çiziliyor.
Ek Madde: Sosyal Medyada Anonimlik Döneminin Sonu
Bakan Gürlek’in aynı gün yaptığı bir diğer kritik açıklama ise sosyal medya kullanıcılarını yakından ilgilendiriyor. "Anonimlik tarih oluyor" diyen Gürlek, sahte hesaplar üzerinden yürütülen itibar suikastlarının ve yargıyı etkileme çabalarının önüne geçmek için kimlik doğrulama zorunluluğu üzerinde çalıştıklarını belirtti. Sosyal medyanın bir "mahkeme" gibi kullanılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Bakan, gerçek hayatta suç olanın dijital dünyada da cezasız kalmayacağının altını çizdi. Bu durum, Alo Adalet Hattı ile eş zamanlı olarak dijital adaletin de sağlanması hamlesi olarak okunabilir.
Sokaktaki Vatandaş ve Hukukçuların İlk Tepkileri
Haberin yayılmasından bu yana sosyal medyada ve İstanbul kahvehanelerinde ana gündem bu. Vatandaşın bir kısmı "İnşallah sadece sözde kalmaz, 3 yıldır bitmeyen davam var" diyerek umutlanırken, bazı hukukçular sistemin işleyişindeki "idari denetim" sınırının çok iyi çizilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak genel kanı, adliyelerdeki hantallığın artık sürdürülebilir olmadığı yönünde. Akın Gürlek’in sahadan gelen bir isim olması, bu projenin sadece kağıt üzerinde kalmayacağına dair inancı güçlendiriyor.
2026 Yargı Reformu: Bizi Neler Bekliyor?
Önümüzdeki aylarda Alo Adalet Hattı’nın numarasının paylaşılması ve ilk pilot uygulamaların başlamasıyla birlikte, Türk yargı sisteminde yeni bir sayfa açılacak. Ticaret mahkemelerinin tek merkezde toplanması, uyuşturucu baronlarıyla topyekün mücadele ve dijitalleşen adalet hizmetleri... Görünen o ki, Bakan Gürlek dönemi "hız ve şeffaflık" üzerine inşa edilecek. Bizler de İstanbul’un nabzını tutan kalemler olarak, bu sürecin takipçisi olmaya, vatandaşın sesi olmaya devam edeceğiz. Adalet, sadece mahkeme duvarlarında yazan bir yazı olmaktan çıkıp, bir telefon uzağımızdaki gerçeğe dönüşebilecek mi? Hep birlikte göreceğiz.