Berlin’de Türk Rüzgarı: Bayraktar TB3 Sahneye Çıktı
Daha dün gibi hatırlıyorum, Bayraktar TB2’nin Karabağ’da ve Ukrayna’da yaptıklarını dünya ağzı açık izlerken, "Bunun bir üst segmenti ne olabilir?" diye soruyorlardı. İşte o sorunun cevabı bugün Almanya açıklarında, Baltık Denizi’nin sisli havasında verildi. 15 Şubat 2026 tarihi, Türk savunma sanayii için bir milat olarak kayıtlara geçiyor. Bayraktar TB3, sadece bir insansız hava aracı değil, Türkiye’nin denizlerdeki yeni kılıcı olduğunu tüm dünyaya, özellikle de Avrupa’nın teknoloji kalesi Almanya’ya gösterdi.
Katlanan Kanatlar ve Görünmez Güç: TB3’ün Teknik Anatomisi
TB3’ü kardeşlerinden ayıran en büyük özellik, o meşhur katlanabilir kanat yapısı. Şaka değil, bu özellik sayesinde TCG Anadolu gibi kısıtlı alana sahip gemilerde onlarca SİHA aynı anda konuşlanabiliyor. 14 metrelik kanat açıklığına rağmen, gemi hangarına girdiğinde adeta bir "Transformers" edasıyla küçülüveriyor. 24 saati aşan havada kalış süresi ve 280 kilogramlık faydalı yük kapasitesiyle bu cihaz, denizin ortasında bitmek bilmeyen bir nöbetçi gibi görev yapıyor. Üstelik kalbinde yer alan yerli TEI-PD170 motoru, artık kimseye "motor vermediniz" diye sitem etmemize gerek kalmadığını, kendi göbeğimizi kendimizin kestiğini haykırıyor.
Steadfast Dart 2026: Baltık Denizi’nde Tarihi İsabet
Gelelim bugünkü sıcak gelişmeye. NATO’nun en prestijli tatbikatlarından biri olan Steadfast Dart 2026 kapsamında, TCG Anadolu’dan otonom kalkan TB3, Alman ve diğer müttefik subayların gözleri önünde su üstü hedefine kilitlendi. Roketsan üretimi MAM-L mühimmatları rampadan çıktığı an, tatbikat merkezinde bir ölüm sessizliği hakim oldu. Hedefin tam kalbinden vurulmasıyla birlikte o sessizlik, yerini hayranlık dolu mırıltılara bıraktı. Bu, TB3’ün yurt dışındaki ilk operasyonel gövde gösterisiydi ve kusursuz tamamlandı.
Almanya Neden Şaşkın? Alman Basınında Türk SİHA Yankıları
Alman medyasında son bir saattir dönen başlıkları görseniz, "Acaba biz mi abartıyoruz?" dersiniz ama durum tam tersi. Der Spiegel’den Bild’e kadar herkes Baykar’ın bu başarısını konuşuyor. Özellikle Alman savunma uzmanlarının X (eski adıyla Twitter) üzerindeki yorumları çok enteresan. "Kendi Eurodrone projemiz yıllardır kağıt üzerinde sürünürken, Türkler gemiden kalkan SİHA’yı operasyonel hale getirdi bile" serzenişleri yükseliyor. İstanbul’daki bir gazeteci gözüyle bakınca, Almanya’nın bu şaşkınlığı aslında bir kabullenişin işareti. Artık teknoloji sadece Batı’dan Doğu’ya akmıyor; tam tersine, Anadolu’dan Avrupa’nın kalbine doğru bir inovasyon seli akıyor.
TCG Anadolu ve TB3: Deniz Havacılığında Yeni Bir Çağ
Mesele sadece bir uçağın gemiden kalkması değil dostlar. Mesele, uçak gemisi olmayan donanmaların bile artık hava gücü projeksiyonu yapabileceğini kanıtlamak. TCG Anadolu ve Bayraktar TB3 ikilisi, dünya denizcilik literatürüne "SİHA Gemisi" kavramını soktu. Bugün Baltık’ta denenen bu konsept, yarın Ege’de, Akdeniz’de veya dünyanın herhangi bir sıcak noktasında dengeleri saniyeler içinde değiştirebilir. TB3, kısa pistten kalkış yapabilen otonom sistemiyle pilot riskini sıfıra indirirken, operasyonel maliyeti de yerle bir ediyor.
Yerli Motor TEI-PD170 ve Ambargolara Verilen Cevap
Yıllarca "Almanya motor vermedi", "Kanada kamera satmadı" diye önümüze taş koymaya çalıştılar. Ama görüyorsunuz ya, o taşlardan biz bugün zafer anıtı dikiyoruz. TB3’ün kullandığı TEI-PD170 motoru, irtifa kaybı yaşamadan, yakıt cimrisi bir performansla cihazı gökyüzünde tutuyor. Alman mühendislerin tatbikat sırasında motorun ses imzasını ve verimliliğini analiz ettiğine dair bilgiler geliyor. Kendi teknolojini üretmediğin sürece masada yerin yok; Baykar ve TEI el ele vererek Türkiye’ye o masanın baş köşesini ayırttı.
Editörün Notu: Savunma Sanayiinde "Türk Modeli" Yayılıyor
Yazıyı bağlarken biraz daha samimi olalım. Biz bu topraklarda çok engeller gördük ama savunma sanayiinde yakaladığımız bu ivme, siyaset üstü bir gurur kaynağı haline geldi. Bayraktar TB3’ün Almanya’da attığı her mermi, aslında Türk mühendisliğinin özgüvenidir. Bir saat önce sosyal medyada bir Alman kullanıcının yazdığı şu cümle aslında her şeyi özetliyor: "Gelecek göklerdeydi, Türkler o gökyüzünü gemilerin üstüne taşıdı."
Bugün Baltık Denizi'nde yankılanan o patlama sesi, sadece bir hedefin yok oluşu değil; eski dünyanın hantal savunma anlayışının yıkılışıdır. Yarın iki adet TB3'ün aynı anda kalkış yapıp koordineli saldırı yapacağı o anı iple çekiyoruz. Belli ki Baykar, bize daha çok "Almanya damga vurdu" başlığı attıracak. Biz de buradan, İstanbul’un kalbinden bu gelişmeleri en sıcak haliyle sizlere aktarmaya devam edeceğiz. Takipte kalın, çünkü Türklerin gökyüzündeki ve denizdeki hakimiyeti daha yeni başlıyor.