İstanbul'da Şiddetli Fırtınanın Ağır Bilançosu: Çatılar Araçların Üzerinde
Bugün İstanbul güne sadece bulutlu değil, adeta homurdayan bir gökyüzüyle uyandı. Güney yönlerden esen lodos, sabah saatlerinde 50-60 kilometre hıza ulaşırken, öğle saatlerine doğru kentin batı yakasından başlayarak şiddetini 80 kilometreye kadar çıkardı. Sokaklarda yürümek bir yana, ayakta durmanın bile güçleştiği anlar yaşadık. İstanbul Valiliği'nin dün akşamdan bu yana yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğu, ne yazık ki gelen hasar haberleriyle tescillendi. Özellikle Esenyurt ve Beylikdüzü gibi yüksek katlı binaların yoğun olduğu bölgelerde, izolasyon malzemeleri ve çatı parçaları havada uçuşarak dehşet saçtı.
Şu an sahadaki gözlemlerimize göre, birçok mahallede park halindeki lüks araçların üzerine devrilen ağaçlar ve uçan çatılar nedeniyle milyonlarca liralık maddi hasar var. Şans eseri şu ana kadar can kaybı haberi gelmemiş olması tek tesellimiz olsa da, sokaklardaki panik havası hala dağılmış değil. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, vatandaşların devrilen reklam panolarından kaçmaya çalıştığı, motosikletli kuryelerin ise köprü geçişlerinde birbirlerine tutunarak ilerlemeye çalıştığı görülüyor.
Deniz Ulaşımında Son Durum: Hangi Seferler İptal?
Deniz kenti İstanbul'da fırtına demek, ulaşımın kalbinin durması demek. Şehir Hatları ve İDO/BUDO cephesinden gelen haberler pek iç açıcı değil. Marmara Denizi’nin lodosla birlikte kabarması, vapur seferlerinin büyük bir kısmının iptal edilmesine neden oldu. Özellikle Adalar hattında mahsur kalan vatandaşlar var; çünkü dalga boyu yer yer 4-5 metreyi aşmış durumda. Bostancı, Moda, Kadıköy ve Beşiktaş iskelelerinde bekleyen İstanbullular, "hava muhalefeti" anonslarıyla alternatif yollara, yani metro ve metrobüse yöneliyor.
Silivri sahilinde durum daha da vahim. Mendirekleri aşan dev dalgalar sahil yoluna kadar ulaşıyor. Balıkçı barınaklarındaki teknelerin bir kısmı sulara gömülürken, bir kısmı da birbirine çarparak ciddi hasar aldı. Sahil güvenlik ekipleri, deniz trafiğini tamamen durdurmuş durumda ve vatandaşların kıyı şeridine yaklaşmaması konusunda sürekli anonslar yapılıyor. Bu, sadece bir ulaşım aksaması değil, denizin karayı adeta dövdüğü bir doğa olayına tanıklık ediyoruz.
İlçe İlce Hasar Raporu: Beylikdüzü'nden Beykoz'a Neler Yaşandı?
İstanbul'un her iki yakası da fırtınanın farklı yüzleriyle karşı karşıya kaldı. Avrupa Yakası'nda fırtınanın merkezi Esenyurt, Avcılar ve Küçükçekmece hattı oldu. Esenyurt Gazi Caddesi'nde bir binanın çatısı komple sokağa indi ve o sırada yolda kimsenin olmaması büyük bir mucizeydi. Küçükçekmece Atatürk Mahallesi'nde ise bir apartmanın dış cephe kaplaması fırtınanın etkisiyle soyularak aşağıdaki araçların üzerine düştü. Arnavutköy'de ise inşaat halindeki binalardan dökülen tuğlalar çevre güvenliğini tehdit ederken, esnaf dükkanlarını korumak için kepenklerini erkenden kapattı.
Anadolu Yakası'na geçtiğimizde ise Beykoz ve Üsküdar hattında asırlık ağaçların devrildiğine şahit oluyoruz. Beykoz'un dar sokaklarında elektrik telleri üzerine düşen ağaç dalları nedeniyle bazı mahallelerde kısa süreli elektrik kesintileri yaşanıyor. Tuzla ve Pendik sahillerinde ise demirli bulunan küçük balıkçı tekneleri fırtınaya direnirken zor anlar yaşıyor; 40'tan fazla teknenin zarar gördüğü bilgisi ajanslara düşmüş durumda. Biz gazeteciler için bu haberleri yazmak sadece birer sayı değil, insanların emeklerinin zayi oluşunu izlemek demek.
Meteoroloji'den Yeni Uyarı: Sıcaklıklar 11 Derece Birden Düşecek
Şu anki fırtınanın bir "yalancı bahar" vedası olduğunu bilmek ise durumun en can sıkıcı kısmı. Pazar günü İstanbul'da termometreler 23 dereceyi gösterirken, bugün 16-17 derecelere geriledik. Ancak asıl darbe yarından itibaren geliyor. Meteoroloji uzmanlarının, özellikle de Prof. Dr. Orhan Şen'in sosyal medya üzerinden yaptığı uyarılar oldukça net: "Bu rüzgar kışı geri getiriyor." Çarşamba gününe kadar İstanbul'da sıcaklıklar 11 derece birden düşerek tek haneli rakamlara inecek.
Bu sert geçiş, sadece rüzgarı değil, beraberinde sağanak yağışı ve yer yer çöl tozunu da getiriyor. Gökyüzünün o garip, sarımsı rengi işte bu toz taşınımından kaynaklanıyor. Yani fırtınanın tozunu yuttuğumuz yetmezmiş gibi, yarın sabah çamur şeklinde bir yağışla uyanabiliriz. İstanbullular için "montlar rafa kalksın" dönemi henüz gelmemiş, aksine sıkı sıkıya giyinme vakti tekrar başlamış durumda.
Sokaktaki İstanbullu İçin Hayati Uyarılar ve Önlemler
Bir İstanbul yazarı olarak, bu fırtınalı günde dışarı çıkmak zorunda olan dostlara birkaç samimi tavsiyem var. Öncelikle, binaların dibinden yürümeyin; şu an en büyük risk uçan saksılar, gevşeyen tabela ve çatı parçaları. "Bana bir şey olmaz" demeyin, çünkü 80 km hızla esen rüzgarın neyi nereye savuracağını kestirmek imkansız. Araçlarınızı mümkünse kapalı otoparklara, değilse ağaç altlarından ve metruk binaların yakınından uzağa park edin. Bugün İstanbul'da sigorta şirketlerinin telefonlarının susmayacağı aşikar.
Evlerde ise pencereleri sıkıca kapatmak ve balkonlardaki hafif eşyaları içeri almak şart. Lodosun etkisiyle baca gazı zehirlenmelerine karşı da uyanık olunmalı. Kombi ve soba kullanıcıları için bu rüzgar yönü oldukça riskli. Biz burada, haber merkezinde her an yeni bir gelişme olacak mı diye beklerken, sizlerin de can ve mal güvenliğinizi korumanız en büyük önceliğimiz. Fırtına geçecek, hasarlar sarılacak ama dikkatli olmak bu süreci en az kayıpla atlatmamızı sağlayacak tek şey.
İstanbul yine bir sınavdan geçiyor; bir yanda denizin hırçınlığı, diğer yanda rüzgarın uğultusu. Megakent bu tempoya alışık olsa da, 16 Şubat 2026 tarihi hafızalarımıza "baharın ortasında gelen sert tokat" olarak kazınacak gibi görünüyor. Lütfen mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın ve gelişmeleri takip etmeye devam edin.