Yeni Bakanın İlk Canlı Yayın Heyecanı ve 86 Milyon Vurgusu

Dün akşam saatlerinde İstanbul’un o meşhur trafiğinden sıyrılıp televizyon karşısına geçtiğimizde, herkesin gözü kulağı A Haber’e kilitlenmişti. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve gelişinin ardından ilk kez canlı yayında soruları yanıtlıyordu. Bir gazeteci gözüyle söylemem gerekir ki; karşımızda savunma yapan bir bürokrat değil, attığı her adımın hukuki dayanağını ezbere bilen, sahadan gelmiş bir "yargı neferi" vardı. Gürlek’in söze başlarken "86 milyonun bakanıyım" demesi, özellikle kutuplaşan siyaset ikliminde çok kıymetli bir çıkış. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gibi ateşten bir gömleği çıkarıp Bakanlık koltuğuna oturan bir ismin, toplumsal barışı adaletle tesis etme vurgusu yapması gelecek günler için bir umut ışığı yakıyor.

TBMM’deki Olaylı Yemin Töreni: Perde Arkasında Neler Yaşandı?

Sosyal medyanın son saatlerde en çok tartıştığı konulardan biri de Bakan Gürlek’in Meclis’teki o zorlu yemin töreniydi. Muhalefet kanadından gelen protestolar, kürsüye yürüyen vekiller... Açıkçası ekran başındaki bizler bile "Neler oluyor?" dedik. Bakan Gürlek, yayında bu konuya o kadar vakur bir yaklaşımla değindi ki, "Şahıslar geçici, kurumlar kalıcıdır" mesajını iliklerimize kadar hissettirdi. Meclis’in Gazi unvanına yakışmayan görüntülerin kendisini üzdüğünü söylerken, aslında bir hukuk adamının olması gereken soğukkanlılığını koruyordu. Bir yazar olarak notlarımı alırken, bu sakinliğin 2026 yılındaki sert siyasi tartışmaları göğüslemede en büyük silahı olacağını düşündüm.

12. Yargı Paketi: Sokaktaki Huzuru Bozana Ağır Yaptırımlar

İşte meselenin asıl bam teli burası. 12. Yargı Paketi, sadece bir kanun değişikliği değil, bir zihniyet devrimi sinyali veriyor. Bakan’ın altını kalın çizgilerle çizdiği "cezasızlık algısı" meselesi, bugün İstanbul sokaklarında, Ankara’nın mahallelerinde en çok konuşulan dert. İnsanlar, suç işleyenin elini kolunu sallayarak adliyeden çıkmasından bıkmış durumda. Gürlek, bu paketin içeriğini anlatırken özellikle infaz sistemine vurgu yaptı. "Kimse işlediği suçun yanına kâr kalacağını düşünmesin" derken, aslında yeni dönemdeki sertleşecek adalet politikalarının da müjdesini veriyordu.

Cezasızlık Algısına Neşter: "Yatarı Yok" Dönemi Bitiyor mu?

Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım; yıllardır bu ülkede "iki yıl ceza aldı ama yatarı yok" cümlesi hukuk sistemimize bir gölge gibi çökmüştü. Bakan Gürlek’in A Haber’deki açıklamalarından anlıyoruz ki, artık her cezanın sembolik de olsa bir cezaevi süreci olacak. Denetimli serbestliğin otomatiğe bağlanmış hali rafa kalkıyor. Bu, bir toplumun adalete olan güvenini yeniden inşa etmek için atılabilecek en radikal adımdır. Bir editör olarak bu gelişmeyi, yargının "sosyal bir restorasyon" sürecine girmesi olarak yorumluyorum.

İBB Soruşturmaları ve Yargı Bağımsızlığı: Bakanın Net Tavrı

Yayının en sıcak anlarından biri de İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden yürüyen soruşturmalara dair sorulardı. Malumunuz, Akın Gürlek bu soruşturmaların mutfağından, Başsavcılıktan geldi. Ancak sorulan sorulara verdiği "Ben artık Adalet Bakanıyım, yürüyen yargı süreçlerine talimat vermem söz konusu olamaz" cevabı, anayasal bir duruşun tecellisiydi. Dosyaların içeriğine hakim olsa da, makamın getirdiği tarafsızlık zırhını üzerine giymiş olması, hukukun üstünlüğü adına sevindirici. Savcıların bağımsızlığına ve delillerin gücüne olan vurgusu, tartışmaları siyasi zeminden hukuki zemine çekme gayretiydi.

Trafik Magandalarına 2026 Ayarı: Makas Atmanın Bedeli Ağır

Özellikle biz İstanbulluların en büyük yarası trafik magandaları. Akın Gürlek, A Haber'de bu konuya öyle bir parantez açtı ki, paketin içinde yer alan 200 bin liralık para cezaları ve hapis yaptırımları muhtemelen yarından itibaren trafikteki "makasçıları" iki kez düşündürecektir. Konvoy yaparak yolu kapatmanın, insanların huzurunu kaçırmanın bir bedeli olmalıydı ve bu bedel 2026 itibarıyla hukuk metinlerine nakşediliyor. Bu düzenlemeler, sadece ceza hukukunu değil, sosyal yaşam kalitemizi de doğrudan etkileyecek cinsten.

2026 Türkiye'sinde Adalet Vizyonu: Teknoloji ve Hukuk

Son bir not olarak, Bakan’ın dijitalleşme ve teknolojinin yargıya entegrasyonu konusundaki heyecanı gözden kaçmadı. Geleceğin Türkiye’sinde daha hızlı kararların çıktığı, bürokrasinin hantallığından kurtulmuş bir adalet sistemi vaat ediliyor. Uzun süren davaların vatandaşı nasıl yorduğunu bilen bir Bakanın, bu sürelere savaş açması, 2026 yılının en büyük kazanımı olabilir. Toparlamak gerekirse; Akın Gürlek, A Haber’deki bu ilk performansıyla, hem güven tazeledi hem de "sessiz çoğunluğun" adalet beklentisine somut yanıtlar sundu. Şimdi sıra bu vaatlerin Meclis çatısı altında yasalaşmasında ve hayata geçmesinde. Biz gazeteciler de, bu sürecin her anını takip ederek milletin hakkını, hukukunu gözlemlemeye devam edeceğiz.