34 Yıllık Bir Destanın Kısa Özeti
Bundan tam 34 yıl önce, Türkiye'nin sivil toplum tarihinde sessiz ama derinden bir devrim gerçekleşti. 14 Şubat'ın o meşhur romantizminin çok ötesinde, bir "medeniyet sevdası" ile yola çıkanlar, bugün 2026 yılının güçlü Türkiyesi'nde eğitim dünyasının amiral gemisini inşa ettiler. Eğitim-Bir-Sen'in bu yürüyüşü, aslında Anadolu'nun kendi öz değerlerine dönüş hikayesidir. Bugün sosyal medyada, Twitter (X) ve Instagram üzerinde dönen videoları izlediğinizde, o ilk günkü heyecanın üzerine nasıl bir profesyonellik ve güç eklendiğini net bir şekilde görebiliyorsunuz. Bir İstanbul gazetecisi olarak şunu söyleyebilirim ki; bu sendika sadece öğretmenlerin değil, bu ülkenin yarınlarına dair dertleri olan herkesin sesi olmayı başardı.
1992 Ruhu: Mehmet Akif İnan ve Arkadaşlarının Mirası
Rahmetli Mehmet Akif İnan'ın o meşhur "Yedi Güzel Adam"dan biri olması tesadüf değildir. O, şiirindeki o derinliği sendikal sahaya taşıdı. "Bütün giysileri yırtsak yeridir / Yeter bize vefa elbiseleri" derken, aslında bugün 34. yılını kutlayan o devasa yapının harcını karıyordu. 1992 yılının zor şartlarında, bürokratik engellerin ve vesayetin kol gezdiği bir dönemde bu bayrağı açmak her yiğidin harcı değildi. Bugün 2026'da bizler lüks salonlarda kutlamalar yaparken, o günün kısıtlı imkanlarıyla il il gezen o öncülerin ter kokusunu unutmamak gerekiyor. İstanbul’un her sokağında bir temsilciliği olan, her okulda bir odası bulunan bu yapı, İnan’ın "soylu mücadele" tanımına sadık kalarak büyüdü.
Özlük ve Özgürlük Mücadelesinde Kilometre Taşları
Eğitim-Bir-Sen’in 34 yıllık serüveninde sadece meydanlarda atılan sloganlar yok; aynı zamanda kazanılmış devasa haklar var. Başörtüsü yasağının kaldırılmasından, katsayı zulmünün bitirilmesine, 4/C'lilerin kadroya geçirilmesinden, nöbet ücretlerinin alınmasına kadar sayısız kazanımın altında bu sendikanın imzası bulunuyor. Son bir saat içinde dijital platformlarda yayımlanan "Kazanım Albümü" videoları, bu 34 yılın boşa geçmediğinin en büyük kanıtı. Biz gazeteciler genellikle sonuçlara bakarız; ancak bu sonuçların arkasındaki binlerce saatlik toplu sözleşme pazarlıklarını, Ankara’nın soğuk gecelerinde tutulan nöbetleri ancak bu davanın içinde olanlar bilir.
2026 Türkiyesi'nde Eğitim-Bir-Sen ve Güncel Gelişmeler
Şu an içinde bulunduğumuz 2026 Şubat ayı itibarıyla sendikanın gündemi oldukça yoğun. Sosyal medyada bugün sabah 09:00 itibarıyla başlatılan kampanya, eğitim çalışanlarının alım gücünün korunması üzerine odaklanmış durumda. Özellikle kira yardımı ve büyükşehir tazminatı gibi İstanbul bazlı talepler, sendikanın bu yılki en büyük kozu gibi görünüyor. Ali Yalçın ve ekibinin yaptığı son açıklamalarda, 34. yılın bir kutlama yılı olmasının ötesinde, yeni bir "hak arama dönemi" olduğu vurgulanıyor. Vergi dilimi adaletsizliğinin giderilmesi konusundaki net duruşları, bugün sadece üyelerinden değil, tüm kamu çalışanlarından büyük alkış alıyor. Yerel bir gözlemci olarak diyebilirim ki; sahayı bu kadar iyi okuyan bir başka yapı bulmak güç.
Gelecek Projeksiyonu: Eğitimde Yeni Yüzyıl Vizyonu
Peki, 34 yıl bitti, şimdi ne olacak? Eğitim-Bir-Sen, 2026 sonrası için "Dijital Sendikacılık" ve "Akademik Sendikacılık" kavramlarını ön plana çıkarıyor. Artık sadece sokaklarda değil, meta evrenlerde, dijital eğitim platformlarında ve uluslararası lobilerde de söz sahibi bir yapı var karşımızda. Eğitimin niteliği, müfredatın millileşmesi ve öğretmenlerin itibarının korunması, sendikanın önümüzdeki on yılını şekillendirecek ana kolonlar. Bugün sosyal medyadaki canlı yayınlarda dile getirilen "Eğitim 5.0" vurgusu, sendikanın çağı ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor. Genç öğretmenlerin bu yapıya olan ilgisinin 2026’da tavan yapması da tesadüf değil; yenilenen bir dil ve vizyon var.
Erdemli Sendikacılık: Sadece Ücret Değil, Değerler Mücadelesi
Samimi olmak gerekirse, Türkiye’de sendikacılık çoğu zaman "daha fazla maaş" parantezine sıkıştırılır. Ancak Eğitim-Bir-Sen’in 34 yıllık farkı, "Erdemli Sendikacılık" iddiasındadır. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa, oraya el uzatan; Gazze’den Doğu Türkistan’a kadar her coğrafyanın derdiyle dertlenen bir eğitimci topluluğundan bahsediyoruz. Bugün 14 Şubat 2026’da, sendika şubelerinde düzenlenen anma programlarında sadece rakamlar konuşulmuyor; kardeşlik, vefa ve medeniyet değerleri konuşuluyor. İstanbul'un manevi ikliminden beslenen bu ruh, 34 yıldır olduğu gibi bundan sonra da rotasını şaşırmadan devam edecek gibi duruyor. Bu soylu yürüyüş, daha nice 34 yıllara gebe.
Bu büyük camianın 34. kuruluş yıl dönümünü gönülden kutluyor, emeği geçen tüm eğitim neferlerine selamlarımı iletiyorum. Unutmayın ki, eğitim bir milletin kalbidir ve o kalbin atışını sağlayan damarlardan biri de bu güçlü teşkilattır.