2026 Epstein Arşivi: Operation Leap Year Nedir?
Dünya, 2026 yılının henüz başındayken Jeffrey Epstein davasının bu denli büyük bir patlama yapacağını tahmin ediyordu ancak ABD Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) "Operation Leap Year" adını verdiği hamle, tüm beklentileri aştı. Yaklaşık 3,5 milyon sayfalık bu devasa dijital kütüphane, sadece Epstein'in kişisel ağını değil, aynı zamanda 1990'ların sonundan günümüze kadar uzanan küresel bir güç odağının yazışmalarını, uçuş kayıtlarını ve gizli toplantı notlarını içeriyor. İstanbul'da bir sabah kahvesi içerken önümüze düşen bu belgeler, aslında yıllardır süregelen bir gizem perdesinin en şeffaf ama bir o kadar da karmaşık halini temsil ediyor. Bu arşivin en dikkat çeken yanlarından biri, daha önce hiç görülmemiş e-posta trafiklerinin ve dijital izlerin gün yüzüne çıkmış olmasıdır.
Dr. Mehmet Öz İsmi Belgelerde Tam Olarak Nerede Geçiyor?
Belgeler tek tek tarandığında, Türk kamuoyunun en yakından tanıdığı isimlerden biri olan Dr. Mehmet Öz'ün ismi iki kritik noktada karşımıza çıkıyor. İlki, 1 Ocak 2016 tarihli bir e-posta. "Dr oz" konu başlığıyla Epstein'in posta kutusuna düşen bu mesaj, ne yazık ki Adalet Bakanlığı tarafından tamamen sansürlenmiş durumda. Mesajın içeriği boş bırakılmış olsa da, gönderici kısmındaki isim ve tarih, Dr. Öz'ün o dönemdeki sosyal ve profesyonel çevresine dair spekülasyonları tetiklemeye yetti. İkinci veri ise 2012 yılına ait. "9 Aralık Pazar Sefiller" (Les Misérables) konulu bir e-postada, Broadway gösterisine katılacak olan ve "evet" yanıtı verenlerin güncellenmiş listesinde Dr. Öz'ün de ismi yer alıyor. Bu tür listelerde isminin geçmesi, Epstein ile doğrudan bir iş birliği anlamına gelmese de, aynı sosyal ekosistemde bulunduklarının kanıtı olarak kabul ediliyor.
Son 60 Dakika: Sosyal Medyada Mehmet Öz Fırtınası
Şu an saatlerimize baktığımızda, son bir saat içerisinde dijital platformlarda tam anlamıyla bir kaos yaşandığını söyleyebiliriz. X (Twitter) üzerinde #MehmetÖz ve #EpsteinFiles2026 etiketleri altında saniyede onlarca paylaşım yapılıyor. Özellikle sansürlenen 2016 tarihli mailin ekran görüntüleri elden ele dolaşırken, kullanıcılar "Neden bu mail gizlendi?" sorusunu soruyor. Sosyal medya kullanıcılarının bir kısmı bu durumun tamamen bir "komplo" olduğunu savunurken, diğer bir kesim ise Dr. Öz'ün ABD'deki yeni görevi nedeniyle bu belgelerin kasten sızdırıldığını iddia ediyor. Yerel bir editör gözüyle söyleyebilirim ki; bu dijital öfke ve merak karışımı, haberin doğruluğundan ziyade yarattığı sansasyonla besleniyor. Ancak verilerin gerçekliği ve DOJ kaynaklı olması, bu tartışmaları "boş laf" kategorisinden çıkarıp ciddi bir dezenformasyon savaşına dönüştürüyor.
Türkiye Ayağı: Ankara’daki Soruşturmanın Perde Arkası
Olay sadece okyanus ötesinde kalmadı. Türkiye’de de siyaset kazanı fokurdamaya başladı. EMEP ve CHP milletvekillerinin TBMM’ye sunduğu soru önergeleri, Epstein ağının Türkiye uzantılarını ve bu belgelerde adı geçen Türk vatandaşlarını hedef alıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Şubat 2026’nın ilk haftasında başlattığı resen soruşturma, aslında halktaki "adalet" talebinin bir yansıması. Savcılığın odaklandığı nokta, 90'lı yıllardan itibaren Türkiye’den kaçırıldığı iddia edilen çocuklar ve bu çocukların Epstein’in uluslararası şebekesiyle bir bağı olup olmadığı. Dr. Mehmet Öz'ün isminin bu kadar geniş bir arşivde geçmesi, doğal olarak Türk makamlarının da radarına girmesine neden oldu, ancak henüz kendisi hakkında açılmış doğrudan bir kamu davası bulunmuyor.
İsim Geçmesi Suç Mu? Hukuki Perspektif ve Gerçekler
Burada soğukkanlı olmakta fayda var. Bir mahkeme belgesinde, bir davet listesinde veya bir adres defterinde isminizin geçmesi, hukuk önünde doğrudan "suç ortağı" olduğunuz anlamına gelmez. Adalet Bakanlığı da yaptığı açıklamada, "isimlerin geçmesinin doğrudan suçlama teşkil etmediğini" özellikle vurguladı. Dr. Öz gibi dünyaca ünlü ve sosyal çevresi geniş olan figürlerin, o dönemin New York elitleri arasında yer alan Epstein ile bir şekilde aynı ortamlarda bulunmuş olması şaşırtıcı değil. Ancak mesele "ahlaki" boyuta geldiğinde, kamuoyu isimlerin sadece orada bulunmuş olmasını bile bir yargılama sebebi olarak görüyor. Şu ana kadar Dr. Öz'e yöneltilmiş hiçbir cinsel istismar veya insan ticareti suçlaması yok; sadece "orada bulunma" ve "iletişim kurma" emareleri mevcut.
Trump Yönetimi ve Dr. Öz: Siyasi Kariyer Tehlikede mi?
Dr. Mehmet Öz’ün şu anki konumu durumu daha da ilginç kılıyor. Trump'ın ikinci döneminde Centers for Medicare & Medicaid Services (CMS) yöneticisi olarak görev yapması, onu siyasi bir hedef haline getiriyor. 2026 itibarıyla 50 milyar dolarlık bir kırsal sağlık paketini yöneten bir ismin, Epstein dosyalarıyla anılması muhalefetin eline devasa bir koz vermiş durumda. Washington kulislerinde, Trump’ın Dr. Öz’ün arkasında durup durmayacağı tartışılırken, Öz’ün "utanç verici maillerin bir parçası olduğum için pişmanım" tadındaki savunmaları, siyasi geleceği üzerindeki bulutları dağıtmaya yetmiyor gibi görünüyor. İstanbul'dan bakınca, bu durumun bir "itibar suikastı" mı yoksa "gecikmiş bir hesaplaşma" mı olduğunu zaman gösterecek.
Kamuoyu Vicdanı ve Sırada Bekleyen Yeni Belgeler
İçinde bulunduğumuz 15 Şubat 2026 tarihi itibarıyla, Epstein dosyalarının henüz sadece %70’lik bir kısmının tam olarak deşifre edildiği belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde daha fazla e-posta ve ses kaydının yayınlanması bekleniyor. Dr. Mehmet Öz isminin bu süreçte daha ne kadar yıpranacağı veya aklanacağı, yayınlanacak olan o sansürsüz versiyonlara bağlı. Bizler, klavye başında bu gelişmeleri takip ederken, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi güzel bir huyu olduğunu biliyoruz. Halkın merakı dindiğinde geriye kalan tek şey, mahkeme salonlarından çıkan o kuru ama gerçek kararlar olacak.