Boğaziçi'nde Hareketli Cuma: Yurt Açılışı ve Protokol
Bugün takvimler 13 Şubat 2026’yı gösterirken, İstanbul’un en köklü eğitim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi, tarihi günlerinden birine daha şahitlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan Boğaziçi Üniversitesi önemli açıklamalar son dakika bilgileriyle gündeme bomba gibi düşerken, biz de bir gazeteci refleksiyle sabahın ilk ışıklarında Rumelihisarı-Hisarüstü hattına konuşlandık. Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni için kampüse gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti öncesinde bölgede kuş uçurtulmadı. Güvenlik önlemleri o kadar sıkıydı ki, mahalle sakinleri bile bakkala giderken birkaç kontrol noktasından geçmek zorunda kaldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Konuşmasındaki Kritik Şifreler
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanına alkışlar ve bazı öğrencilerin sevgi gösterileri eşliğinde girdi. Kürsüye çıktığında tonu net ve kararlıydı. Konuşmasının merkezinde "değişim" ve "özgürlük" kavramları vardı. Ancak bu özgürlük, Erdoğan’ın tanımıyla "başka odakların maşası olmayan, sadece bilim üreten" bir özgürlüktü. Cumhurbaşkanı, Boğaziçi’nin küresel ölçekteki başarısının artması gerektiğini söylerken, üniversite yönetiminin attığı adımları sonuna kadar desteklediklerini açıkça ifade etti. Özellikle son yıllarda yaşanan rektörlük tartışmalarına dolaylı bir atıfta bulunarak, "Duran pas tutar, yosun bağlar" diyerek statükonun karşısında olduklarını belirtti.
"Bilim Yuvası mı, İdeoloji Meydanı mı?" Tartışması
Erdoğan’ın en dikkat çeken cümlesi şuydu: "Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil, ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören zihniyete rağmen hedeflerimize yürüyoruz." Bu cümle aslında son beş yıldır Boğaziçi kampüsünde yaşanan tüm o gerilimin kısa bir özeti gibiydi. Erdoğan, üniversitenin kapılarının bilim yapmak isteyen herkese açık olduğunu ancak "terörle arasına mesafe koyamayanların" bu iklimi bozmasına izin vermeyeceklerini sert bir dille hatırlattı. Bu sözler, açılış alanındaki davetliler tarafından uzun süre alkışlandı.
4. 2026 Ekonomi Vizyonu: Turizmde 65 Milyar Dolar Eşiği
Cumhurbaşkanı sadece eğitimden bahsetmedi; 2026’nın ilk çeyreğinde olmamız hasebiyle geçen yılın verilerini de paylaştı. Türkiye’nin ekonomik bir kuşatma altında olduğunu iddia edenlere cevabını rakamlarla verdi. 2025 yılı turizm gelirlerinin 65,2 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını müjdeledi. Bu verinin bir üniversite kampüsünde paylaşılması tesadüf değil; Türkiye’nin "eğitimli iş gücü ve hizmet sektörüyle dünyada devleştiği" mesajını gençlere doğrudan iletmek istedi.
Kampüste Olağanüstü Hal: Online Dersler ve Kesilen İnternet
Peki, protokol alanının dışında neler oluyordu? Biraz da madalyonun öbür yüzüne bakalım. Güney Kampüs bugün adeta hayalet bir şehre dönüştü. Rektörlük kararıyla tüm dersler bir günlüğüne online yapıldı. Ancak burada trajikomik bir durum yaşandı; kampüs çevresinde güvenlik amacıyla kurulan jammerlar yüzünden birçok öğrenci internete erişemediği için "online" olan derslerine dahi giremedi. Öğrencilere dün gönderilen e-postalarda sabah 08:00 ile 10:00 arasında yurtların güvenlik taraması için boşaltılması istenmişti. Bu durum, eğitim-öğretim hakkının güvenlik protokollerine feda edildiği gerekçesiyle sosyal medyada büyük bir tepki topladı.
Kuzey Kampüs'te Protesto ve Gözaltı Gelişmeleri
Erdoğan Güney Kampüs’te yurt açarken, Kuzey Kampüs kapısında "Boğaziçi Öğrenci İnisiyatifi" üyesi bir grup genç basın açıklaması yapmak için toplandı. "Abluka dağıtılacak" sloganları atan gruba emniyet güçlerinin müdahalesi gecikmedi. Saha gözlemlerimize göre, Kuzey kapısı önünde pankart açan ve dağılmayan gruptan en az 3 öğrenci gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Bölgedeki sivil polis yoğunluğu, Hisarüstü’ndeki kafe ve restoranların neredeyse boşalmasına neden oldu. Esnafla konuştuğumuzda, "Ziyaret başımızın üstüne ama dükkanın önü barikat dolu, kimse gelemiyor" serzenişlerini duyduk.
Boğaziçi Üniversitesi'nin Akademik Geleceği ve Beklentiler
Gün sonunda Erdoğan, öğrencilerin aracına attığı güller eşliğinde kampüsten ayrıldı. Arkasında ise 1 milyar 150 milyon liralık devasa yurt binaları ve yine o bitmek bilmeyen "nasıl bir üniversite?" sorusunu bıraktı. Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’nın (BUVAK) finanse ettiği bu yurtlar, barınma krizine büyük bir çözüm gibi görünse de, kampüs iklimindeki kutuplaşmanın bu binalarla çözülüp çözülmeyeceği meçhul. 2026 yılı, Türkiye’de üniversitelerin fiziksel imkanlarının arttığı ama akademik tartışmaların güvenlik gölgesinde kaldığı bir yıl olarak kayıtlara geçiyor. Bir gazeteci olarak benim gördüğüm; köprünün altından çok sular akmış olsa da, Boğaziçi’nin o "kadim ruhu" ile "yeni yönetim anlayışı" arasındaki bilek güreşi henüz bitmiş değil.
Bugünkü ziyaret, devletin Boğaziçi üzerindeki kararlılığını simgelerken, dışarıda kalan öğrencilerin protestoları ise üniversitenin çok sesli yapısının -baskılanmış olsa da- hala hayatta olduğunu gösterdi. İstanbul’un bu eşsiz köşesinde, Boğaz’a karşı ders çalışan gençlerin huzuru bulacağı o günü beklemek, sanırım hepimizin ortak temennisi olmalı.