Merkez Bankası’nın 2026 Projeksiyonu ve Yeni Bant Aralığı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılının ilk Enflasyon Raporu ile birlikte piyasalara kapsamlı bir mesaj verdi. İstanbul Finans Merkezi'nde gerçekleştirilen sunumda Başkan Fatih Karahan, 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığının %15 ile %21 seviyesine çekildiğini duyurdu. Daha önceki raporda %13 ile %19 olan bu bandın yukarı yönlü güncellenmesi, dezenflasyon sürecinin beklenenden daha dirençli bir patikada ilerlediğinin bir itirafı niteliğinde. Ancak burada kritik bir detay var: Banka, %16 olan "ara hedef" rakamına dokunmadı. Bu durum, teknik olarak tahminlerin değiştiğini ancak nihai hedefe olan bağlılığın sürdüğünü gösteriyor.
Bugün İstanbul'un kalabalık sokaklarında ya da finans plazalarında en çok konuşulan mesele, bu %2'lik revizyonun cüzdanlara nasıl yansıyacağıdır. Bankanın tahmin aralığının orta noktasını %18 olarak belirlemesi, piyasa beklentileriyle daha uyumlu bir tablo çizme çabası olarak görülüyor. Özellikle son bir saat içinde sosyal medyada finans analistlerinin yaptığı yorumlar, Merkez Bankası'nın gerçekçilik dozunu artırdığı yönünde birleşiyor.
Revizyonun Perde Arkası: Gıda ve Petrol Fiyatları
Peki, ne oldu da tahminler yukarı çekildi? Başkan Karahan'ın sunumunda altını çizdiği beş ana unsur, aslında hepimizin günlük hayatında hissettiği kalemlerden oluşuyor. İlk sırada gıda fiyatlarındaki oynaklık geliyor. Özellikle Ocak ve Şubat aylarında yaşanan olumsuz hava koşullarının sebze ve meyve fiyatları üzerindeki baskısı, dezenflasyon sürecine kısa süreli bir sekte vurdu. Ancak bankaya göre, Mart ayından itibaren bu etkiler sönümlenecek.
Petrol fiyatları tarafında ise daha iyimser bir tablo var. ABD seçimleri sonrası küresel enerji piyasalarında yaşanan arz yönlü rahatlama, petrol fiyat varsayımlarının aşağı yönlü güncellenmesine olanak tanıdı. Fakat ithalat fiyatlarındaki küresel korumacılık eğilimleri ve jeopolitik gerginlikler, bu olumlu havayı bir miktar dengeliyor. İstanbullu bir gazeteci olarak söyleyebilirim ki, maliyet enflasyonu hala sanayicinin en büyük kabusu olmaya devam ediyor.
Kira ve Hizmet Sektöründeki Katılık Kırılıyor mu?
Vatandaşın en çok canını yakan kalem kuşkusuz kiralar. Merkez Bankası'nın raporunda kira enflasyonuna dair özel bir parantez açıldı. Banka, kira artış oranlarının 2026 sonunda %30-36 bandına gerileyeceğini öngörüyor. Geçmişe endeksleme davranışının kırılmaya başladığına dair sinyaller, hizmet sektöründe genel bir rahatlama umudu yaratıyor. Eğitim kalemlerinde yapılan düzenlemeler ve talep koşullarındaki ılımlı seyir, hizmet enflasyonundaki o meşhur katılığın yavaş yavaş çözüldüğünü gösteriyor.
Piyasa Katılımcıları Anketi ve TCMB Arasındaki Makas
Merkez Bankası'nın %16'lık ara hedefine karşılık, piyasa katılımcılarının Şubat 2026 anketi çok daha farklı bir hikaye anlatıyor. Piyasanın yıl sonu beklentisi %24,1 seviyesinde. Yani banka ile piyasa arasında yaklaşık 8 puanlık bir "güven ve beklenti makası" bulunuyor. Bu makasın kapanması, Merkez Bankası'nın önümüzdeki aylarda atacağı adımların inandırıcılığına bağlı olacak. İstanbul finans çevrelerinde, bu farkın ancak kararlı bir faiz politikası ve maliye politikası eşgüdümüyle kapanabileceği konuşuluyor.
Mart 2026 Faiz Kararı: İlk İndirim Sinyali Geldi mi?
Enflasyon tahminlerindeki güncelleme, doğal olarak gözleri 12 Mart'taki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevirdi. Piyasa katılımcıları, bu toplantıda 100 baz puanlık bir sembolik indirimin kapısının aralanabileceğini düşünüyor. Başkan Karahan'ın "faiz indirimi için eşik bir miktar yüksek" açıklaması ise temkinli duruşun sürdüğünü gösteriyor. Ancak ekonomik büyümenin %3,9 seviyelerinde kalması ve sanayideki soğuma sinyalleri, bankayı kademeli bir gevşemeye zorlayabilir.
Küresel Korumacılık ve Jeopolitik Risklerin Enflasyona Etkisi
2026 yılı dünyasında küresel korumacılık sadece bir terim değil, ticaretin yeni kuralı haline geldi. İthalat maliyetlerindeki artış, Merkez Bankası'nın kontrolü dışındaki en büyük risklerden biri. Fed'in faiz indirim döngüsüne girmesi beklenirken, küresel sermaye akımlarının Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara nasıl bir yön vereceği kritik önem taşıyor. Eğer dış talepteki toparlanma sürerse, cari açık tarafındaki iyileşme enflasyonla mücadelede bankanın elini güçlendirecektir.
Yerel Bir Gazetecinin Gözünden: Vatandaşı Neler Bekliyor?
Samimi olmak gerekirse, Beşiktaş vapurunda ya da Eminönü çarşısında konuştuğunuz vatandaş için bu rakamlar çok şey ifade ediyor ama asıl mesele hissedilen enflasyon. Merkez Bankası'nın tahminlerini revize etmesi, aslında yolun henüz bitmediğini, sıkı duruşun bir süre daha hayatımızın bir parçası olacağını söylüyor. 2026 yılı, Türkiye ekonomisi için bir "normalleşme sınavı" yılıdır. Eğer kira ve gıda fiyatlarındaki o beklenen düşüş Mart ayıyla birlikte başlarsa, yılın ikinci yarısında çok daha ferah bir ekonomik iklimden bahsedebiliriz. Şimdilik elimizdeki tek gerçek; Merkez Bankası'nın frene basmaya devam ettiği ama vites küçültmek için uygun anı beklediğidir.