IMF Türkiye Raporu 2026: Beklentilerin Ötesinde Bir Tablo
Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 13 Şubat 2026’da tamamlanan ve bugün detayları kamuoyuna sızan 4. Madde konsültasyon raporu, Türkiye ekonomisi için adeta bir "karne" niteliği taşıyor. İstanbul’un kalabalık caddelerinde, esnaf lokantalarında ya da Nişantaşı’nın finans ofislerinde bugünlerde herkesin dilinde aynı soru var: "Bu rakamlar gerçekten hayatımıza dokunacak mı?" IMF’nin raporu, 2024’ten bu yana uygulanan dezenflasyon programının meyvelerini vermeye başladığını açıkça söylüyor. Ancak işin mutfağına girdiğimizde, sadece bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda çok ciddi bir disiplin uyarısı görüyoruz.
%4,2 Büyüme Revizesinin Perde Arkası
IMF, geçtiğimiz yılın son çeyreğinde Türkiye için %3,7 olan büyüme tahminini %4,2’ye yükseltti. Peki ne oldu da dünya genelinde ticaret savaşlarının, gümrük vergisi krizlerinin konuşulduğu bir dönemde Türkiye vites yükseltti? Rapora göre bunun iki temel sebebi var. Birincisi, Türk özel sektörünün küresel tedarik zincirlerindeki esnekliği. Özellikle ABD ve Asya arasındaki ticaret gerilimlerinden sıyrılan yerel üreticiler, kendilerine yeni koridorlar açmayı başardı. İkincisi ise teknoloji ve yapay zeka yatırımları. Türkiye, 2025 yılı boyunca teknoloji altyapısına yaptığı yatırımların karşılığını 2026’da verimlilik artışı olarak almaya başlıyor. Fonun raporunda, bu büyümenin "istikrarlı ve dengeli" olduğu vurgulanıyor ki bu da sıcak para peşinde koşmayan bir ekonomi modeline işaret ediyor.
Enflasyonla Mücadelede 2026 Virajı: %23 Mümkün mü?
Gelelim hepimizin canını yakan asıl meseleye: Enflasyon. IMF’nin 2026 sonu için öngördüğü %23’lük rakam, aslında hükümetin Orta Vadeli Programı (OVP) ile büyük ölçüde örtüşüyor. Sosyal medyada "Daha dün ekmeğe zam geldi, bu rakamlar hayal" diyenleri duyar gibiyim. Ancak raporun teknik analizine baktığımızda, baz etkisinden ziyade talep tarafındaki soğumanın fiyatlar üzerinde baskı kurduğunu görüyoruz. Merkez Bankası’nın bağımsız duruşu ve faiz kararlarındaki veri odaklı yaklaşımı, IMF heyetinden tam not almış durumda. Ama burada bir "şerh" var: Ücret artışlarının enflasyon beklentileriyle uyumlu olması gerektiği belirtiliyor. Yani IMF, "Büyüme var ama kemerleri hemen gevşetmeyin" diyor.
IMF'nin "Olmazsa Olmaz" Dediği Yapısal Reformlar
Raporda kalın harflerle çizilen bir bölüm var ki o da yapısal reformlar. IMF direktörleri, dezenflasyonun kalıcı hale gelmesi için sadece para politikasının yeterli olmayacağını savunuyor. Özellikle işgücü piyasasının daha esnek hale getirilmesi, enerji bağımlılığının azaltılması için atılan adımların hızlandırılması ve vergi sisteminin basitleştirilmesi 2026 ajandasının en başında yer alıyor. İstanbul finans çevrelerinde bu durum "acı reçetenin tatlılaşması için gereken şartlar" olarak yorumlanıyor. Eğer bu reformlar hayata geçmezse, bugün yakalanan %4,2’lik büyümenin geçici bir rüzgardan ibaret kalabileceği uyarısı da raporda kibar bir dille hatırlatılmış.
Piyasa ve Sosyal Medya Tepkileri: Uzmanlar Ne Diyor?
Raporun yayınlanmasından sonraki son bir saat içinde X (eski adıyla Twitter) üzerinde #IMFTürkiye etiketi dünya gündemine girdi. Analistlerin bir kısmı bu raporun yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekmek için bir "yeşil ışık" olduğunu savunurken, muhalif ekonomistler büyümenin dar gelirliye yansımadığını öne sürüyor. Ancak objektif bir bakış açısıyla; döviz rezervlerinin IMF’nin yeterlilik ölçütlerine yaklaşmış olması ve cari açığın GSYH’ye oranının %1,4’e kadar gerileyecek olması, makroekonomik istikrar adına inkar edilemez bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
2026 Sonrası: Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor?
Meseleyi toparlarsak, IMF’nin bu son değerlendirmesi Türkiye için "güven tazeleyen" bir belge hükmünde. 2027 ve 2028 projeksiyonlarında da büyümenin %4 bandında kalacağı tahmini, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında pozitif ayrışacağını gösteriyor. Tabii ki küresel jeopolitik riskler, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve büyük ekonomilerdeki seçim sonuçları her zaman birer "X faktörü" olarak masada duracak. Ama görünen o ki, Türkiye ekonomisi 2026 yılında fırtınalı sulardan çıkıp daha stabil bir rotaya girmek üzere. Şimdi asıl sınav, bu makro verileri halkın alım gücüne nasıl tahvil edeceğimizdir.