Ozan Arif’in Ardından Geçen 7 Yılın Muhasebesi
Bugün takvimler 13 Şubat 2026’yı gösteriyor. Zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini anlamak için bazen sevdiğimiz bir sesin eksikliğini hissetmemiz yetiyor. Bundan tam yedi yıl önce, Samsun’dan gelen o acı haberle sarsılmıştık. Türk halk müziğinin ve özellikle milliyetçi camianın "gönül dili" olan Ozan Arif, sessiz sedasız değil, milyonların dualarıyla aramızdan ayrılmıştı. Bir gazeteci olarak o günü dün gibi hatırlıyorum; sokaktaki amcanın elindeki gazeteye bakışını, gençlerin telefonlarında çalan o tok sesi...
Aradan geçen yedi yıl boyunca çok şey değişti. Dünya başkalaştı, siyaset kabuk değiştirdi ama Ozan Arif’in şiirlerinde bahsettiği o temel meseleler, o memleket sevdası hala taptaze duruyor. Onun şiirleri sadece birer kafiye dizisi değil, adeta toplumsal birer analiz gibiydi. Bugün onu anarken sadece bir sanatçıyı değil, bir dönemin tanığını ve vicdanını anıyoruz.
2026 Anma Mesajları ve Sosyal Medya Yansımaları
2026 yılının bu soğuk Şubat sabahında sosyal medya mecralarına baktığımızda, Ozan Arif sevgisinin dijital dünyayı nasıl kuşattığını görüyoruz. Son bir saat içerisinde yapılan paylaşımların yoğunluğu, algoritmalara takılmayacak kadar samimi bir duygu seline işaret ediyor. Twitter (X) üzerinde açılan başlıklar altında, sadece Türkiye’den değil, Azerbaycan’dan, Türkmenistan’dan ve Avrupa’daki gurbetçilerimizden binlerce mesaj yağıyor.
İnsanlar onun "Sürgün" şiirini paylaşıyor, "Bu Memleket Sahipsiz Değil" dizelerini profillerine taşıyor. Özellikle genç kuşağın, hiç canlı görmedikleri bir ozanı bu denli sahiplenmesi, Arif Şirin’in sanatının evrenselliğini ve kalıcılığını kanıtlıyor. Sosyal medya platformlarındaki bu hareketlilik, bir sanatçının halkın gönlünde nasıl ölümsüzleştiğinin en somut örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Ozan Arif Kimdir? Bir Ozanın Yaşam Öyküsü
Peki, kimdi bu Arif Şirin? 1949 yılında Giresun’un Alucra ilçesinde doğan bu vatan evladı, küçük yaşlardan itibaren saza ve söze merak salmıştı. Öğretmenlik yıllarında Anadolu’yu karış karış gezen, halkın derdiyle dertlenen bir isimdi. Ancak onu asıl kitlelerle buluşturan, 1980 darbesi sonrası yaşadığı sürgün yılları oldu. Almanya’da geçen o zorlu on bir yıl, onun sanatını daha da bileyen, vatan özlemini mısralara nakşeden bir döneme dönüştü.
Gurbetteyken yazdığı her şiir, Türkiye’deki milyonlara birer mektup gibi ulaştı. O sadece bir "sağcı" ozan değildi; o, adaletsizliğe, yolsuzluğa ve milli değerlere yapılan saldırılara karşı dik duran bir halk ozanıydı. Kendi deyimiyle "kimseden korkmadan, kimseye eyvallah demeden" söyledi sözünü. Bu tavrı onu bazen tartışmaların odağına itti ama hiçbir zaman inandığı yoldan geri adım attırmadı.
Türk Dünyasında Yankılanan Saz: En Önemli Eserleri
Ozan Arif denince akla gelen ilk şey, o kendine has gür sesidir. "Ya Karabağ Ya Ölüm" dediğinde sadece Anadolu değil, Bakü de ayağa kalkardı. Karabağ’ın özgürlüğüne giden o çetin yolda, onun besteleri birer marş gibi dillerde dolaştı. Bugün Karabağ’ın azat oluşunu görseydi ne büyük bir şevkle sazına vururdu, kim bilir? 2026 yılında bugün, onun bu eseri hala zafer kutlamalarının vazgeçilmez bir parçası.
Ayrıca "Sürgün", gurbette yaşayan her bir Türk’ün hikayesini anlatır. "Plan Yapmayın Plan" ise siyasi tarihimizin en çok konuşulan, en çok tartışılan ve bir o kadar da sahiplenilen eserlerinden biridir. Onun eserleri, Türk milletinin son elli yıllık panoramasını sunar bize. Hangi görüşten olursanız olun, onun sözlerindeki o samimiyeti ve teknik ustalığı inkar etmek mümkün değildir.
Ozanlık Geleneği ve Arif Şirin’in Bıraktığı Miras
Halk ozanlığı geleneği, bu toprakların en kadim miraslarından biridir. Köroğlu’ndan, Dadaloğlu’ndan, Karacaoğlan’dan süzülüp gelen o damar, 21. yüzyılda Ozan Arif ile hayat bulmuştur. Modern zamanların "taşlama" ustasıydı o. Yanlış giden ne varsa, en sert ve en yalın haliyle yüzüne vururdu muhatabının. Bu yüzden ona "Sözün Sultanı" denmesi boşuna değildir.
Gencecik çocukların elinde bugün hala onun kitapları, kulaklarında onun türküleri varsa, bu gerçek bir başarıdır. 2026 yılındaki bu anma törenleri gösteriyor ki; bir sanatçı ölür ama eseri yaşar. Arif Şirin, bu toprakların kültürel genetiğine işlemiş bir isimdir. Mirası ise sadece kasetleri veya kitapları değil, yetiştirdiği o milli bilinçtir.
Samsun’dan Yükselen Dua: Kabri Başındaki Anma
Bugün Samsun Kıranköy Mezarlığı’nda yine hüzünlü bir kalabalık vardı. Ailesi, yakın dostları ve sevenleri, onun kabrini çiçeklerle donattı. Okunan Kur'an-ı Kerimler, edilen dualar hep aynı temenniyi taşıyordu: "Mekanı cennet olsun." İstanbul’daki ofisimizde bu haberi yazarken, bir yandan da onun o meşhur "Ölmez bu hareket, ölmez bu dava" dizeleri yankılanıyor zihnimizde.
Ozan Arif, Samsun’un o hırçın ama mert havasına çok yakışıyordu. Mezarı başındaki o vakur duruş, sanki onun hayattayken sergilediği o sert ama babacan tavrın bir yansıması gibi. 13 Şubatlar artık bizim için sadece bir tarih değil, bir ozanın veda busesi gibi. Nur içinde yat koca reis, nur içinde yat büyük usta. Bu millet, bu topraklar ve bu saz seni asla unutmayacak.