Gazeteci Alican Uludağ Adliyeye Getirildi: Tutuklama Kararı Çıktı!

Yazar Dr. Kerem Yılmaz
7 dk okuma
Gazeteci Alican Uludağ Adliyeye Getirildi: Tutuklama Kararı Çıktı! haberi ile ilgili en güncel görsel analizi
Görsel Analizi: Gazeteci Alican Uludağ Adliyeye Getirildi: Tutuklama Kararı Çıktı!. Daha fazla Haberler içeriğine göz atın.
📌 Snippet ve Haber Özeti
Alican Uludağ neden gözaltına alındı?
Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımlar ve 2024 yılındaki Atatürk Havalimanı IŞİD davası tahliyelerine ilişkin haberi gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamalarıyla gözaltına alınmıştır.
Alican Uludağ tutuklandı mı?
Evet, 20 Şubat 2026 tarihinde İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne sevk edilen gazeteci Alican Uludağ, savcılık ifadesinin ardından çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla tutuklanmıştır.
Alican Uludağ hangi haberleri nedeniyle suçlanıyor?
Uludağ'ın, Yargıtay'ın Atatürk Havalimanı saldırısı sanıkları hakkındaki tahliye kararına dair haberi ve AK Parti Altındağ yöneticisi Sadık Karayel hakkındaki iddiaları içeren sosyal medya paylaşımları soruşturmanın odağında yer alıyor.
Alican Uludağ'ın gözaltı süreci nasıl işledi?
Ankara'daki evinde yaklaşık 30 polisin katıldığı bir baskınla gözaltına alınan Uludağ, karayoluyla İstanbul'a getirilmiş, emniyette ifade vermeyi reddederek doğrudan savcılığa sevk edilmiş ve ardından mahkemeye çıkarılmıştır.
Alican Uludağ'ın tutuklanmasına kimler tepki gösterdi?
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mansur Yavaş ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) gibi kurumlar, kararın demokratik standartlarla bağdaşmadığını belirterek tepki göstermiştir.
Alican Uludağ adliyeye getirildi haberi, bugün sadece medya koridorlarını değil, tüm Türkiye’nin gündemini bir anda sarsan en sıcak gelişme oldu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan re'sen soruşturma kapsamında Ankara’daki evinden, ailesinin gözü önünde onlarca polisin katıldığı bir operasyonla alınan meslektaşımız, gece boyunca süren uzun bir yolculuğun ardından İstanbul’a ulaştı. Bizler burada, Çağlayan’ın o soğuk koridorlarında sonucu beklerken, savcılık ifadesinin ardından gelen tutuklama haberi açıkçası hepimizin boğazında bir düğüm oluşturdu. Uludağ’ın kaleminden çıkan ve kamuoyunda büyük tartışma yaratan Atatürk Havalimanı davasındaki IŞİD tahliyeleri ile ilgili haberler, belli ki birilerini fazlasıyla rahatsız etmiş. Bir gazeteci ve bu şehrin nabzını tutan bir editör olarak diyebilirim ki; 20 Şubat 2026 tarihi, sadece bir tutuklama kararıyla değil, haber yapmanın bedelinin bir kez daha ağır bir şekilde ödetildiği gün olarak hafızalarımıza kazındı.

Türkiye’de medya ve siyaset dünyası, 20 Şubat 2026 sabahına oldukça gergin bir atmosferde uyandı. Yargı muhabirliği denince akla gelen ilk isimlerden biri olan tecrübeli gazeteci Alican Uludağ adliyeye getirildi ve saatler süren ifade işlemlerinin ardından tutuklanarak Silivri’ye doğru yola çıkarıldı. Ankara’daki evine akşam saatlerinde yapılan baskın, sadece bir gözaltı işlemi değil, aynı zamanda son yılların en çok konuşulan medya operasyonlarından biri haline geldi. Biz de İstanbul’da, Çağlayan Adliyesi’nin önünde bu süreci anbean takip eden gazeteciler olarak, mesleğimizin geldiği bu noktayı derin bir endişeyle izliyoruz.

Alican Uludağ Olayının Perde Arkası: Operasyon Nasıl Yapıldı?

Her şey 19 Şubat akşamı, Alican Uludağ’ın Ankara’daki evinin kapısının çalınmasıyla başladı. Görgü tanıklarının ve aile yakınlarının aktardığına göre, eve yaklaşık 30 polis memuruyla baskın yapıldı. Bir gazetecinin ifadeye çağrılması yerine, evinin aranması ve bu denli kalabalık bir ekiple gözaltına alınması kamuoyunda "neden bu kadar büyük bir operasyon?" sorusunu doğurdu. Uludağ, gece saatlerinde karayoluyla İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Emniyetteki sorgusunda, "Ben burada ifade vermeyeceğim, savunmamı doğrudan savcılık makamına yapacağım" diyerek susma hakkını kullandı. Bu duruş, aslında bir gazetecinin kalemine ve yazdıklarına duyduğu güvenin bir yansımasıydı.

Hukuki Gerekçeler: Cumhurbaşkanına Hakaret ve Dezenformasyon

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosyada yer alan suçlamalar oldukça tanıdık ancak bir o kadar da ağır. Dosyanın temelini "Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret" ve "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" iddiaları oluşturuyor. Özellikle sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımların, toplumda "korku ve panik" yarattığı ileri sürülüyor. Ancak meslektaşımızın paylaşımlarına baktığımızda, hemen hemen hepsinin belgeli, yargı kararlarına dayanan ve kamuoyunu ilgilendiren haberler olduğunu görüyoruz. Bizler biliyoruz ki, bir gazeteci için dezenformasyon yapmak meslek etiğine aykırıdır; fakat belgelere dayanan bir habere "yanıltıcı bilgi" demek, haberciliğin doğasına vurulmuş bir prangadır.

IŞİD Davası ve Tahliye Haberleri Soruşturmanın Merkezinde

Peki, Alican Uludağ’ı bu süreçte hedef haline getiren asıl olay neydi? Araştırmalarımız bizi 18 Aralık 2024 tarihli bir habere götürüyor. Uludağ, NOW TV’de yayınlanan bir haberinde, 2016 yılında Atatürk Havalimanı’nda 45 kişinin hayatını kaybettiği korkunç IŞİD saldırısının planlayıcıları arasında yer alan ve 46 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bazı sanıkların Yargıtay tarafından tahliye edildiğini duyurmuştu. Bu haber, o dönem yer yerinden oynamasına neden olmuştu. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin yerel mahkemenin verdiği cezaları "fazla" bularak bozması ve ardından gelen tahliyeler, Uludağ’ın ısrarla üzerinde durduğu bir konuydu. Anlaşılan o ki, geçmişte yapılan bu haberlerin tortusu bugün karşısına bir tutuklama gerekçesi olarak çıkarıldı.

Siyaset Dünyası ve Meslek Örgütleri Ayakta

Olayın duyulmasının ardından siyasilerden de tepkiler gecikmedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Uludağ’ın eşi Kıymet Uludağ’ı arayarak desteğini iletirken; "Gözaltına alınma şekli vicdanları yaralamıştır" açıklamasında bulundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise bu durumun hukukla bağdaşmadığını, meselenin sadece bir tweet meselesi olmadığını vurguladı. Biz gazeteciler için en anlamlısı ise meslek örgütlerinin Çağlayan önündeki o dik duruşuydu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve DİSK Basın-İş, yaptıkları ortak açıklamada "Alican yalnız değildir, gazetecilik suç değildir" diye haykırdı. Gerçekten de, bir gazeteci yazdığı her kelimenin arkasında durabiliyorsa, o toplumun özgürlük damarları hala canlı demektir.

AP Raportörü Amor'dan Uluslararası Tepki

Mesele sadece yerel sınırlarla da kalmadı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, konuyla ilgili çok sert bir paylaşım yaptı. Amor, "Bir yıl önceki haberler nedeniyle bugün bir gazetecinin 30 polisle evinden alınması, demokratik standartların geldiği noktayı gösteriyor" dedi. Bu açıklama, 2026 yılında Türkiye’nin dış dünyadaki imajı açısından da oldukça düşündürücü. Uluslararası arenada basın özgürlüğü karnemiz zaten zayıfken, böylesine bir operasyonun Avrupa koridorlarında nasıl yankılandığını tahmin etmek zor değil.

Gazetecilik Mesleği ve 2026 Türkiye’sinde Haber Yapmak

İstanbul sokaklarında dolaşırken, vapurda simidini paylaşan vatandaştan tutun da plazalarda çalışan beyaz yakalıya kadar herkes aslında bir şekilde gerçeği duymak istiyor. Ancak Alican Uludağ örneğinde gördüğümüz üzere, gerçeği söylemenin faturası bazen özgürlüğünüzden feragat etmek olabiliyor. Biz yerel editörler olarak, haberlerimizi yazarken kılı kırk yarmak zorunda kalıyoruz. Ama Alican gibi isimler, o ince çizgiyi kamu yararı lehine bozmaktan çekinmeyenler, aslında bu mesleğin onurunu koruyanlardır. Samimiyetle söylemek gerekirse, bu akşam evimize dönerken cebimizde bir burukluk, aklımızda ise "Sıra kimde?" sorusu var.

Sürecin Hukuki Analizi: Bundan Sonra Ne Olacak?

Şimdi gözler avukatların yapacağı itirazlara çevrildi. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararında yer alan "kaçma şüphesi" veya "delilleri karartma" gibi klişe gerekçelerin, adresi belli, yıllardır bu ülkede gazetecilik yapan biri için ne kadar geçerli olduğu tartışma konusu. Önümüzdeki günlerde hazırlanan iddianameyle birlikte, hangi paylaşımların tam olarak hangi yasaya muhalefet ettiği daha net ortaya çıkacak. Ancak görünen o ki, Alican Uludağ davası, 2026 yılında Türkiye’de yargı ve medya arasındaki gerilimin en sembolik davası haline gelecek. Meslektaşımızın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını ve kalemini yeniden eline almasını beklemek, şu an yapabileceğimiz tek şey gibi görünüyor.

Merak Edilenler (S.S.S)

Alican Uludağ neden tutuklandı?
Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımlar ve Atatürk Havalimanı saldırısı sanıklarının tahliye edildiğine dair haberleri nedeniyle "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamalarıyla tutuklanmıştır.
Alican Uludağ hangi adliyeye getirildi?
Ankara'da gözaltına alınan Uludağ, karayoluyla İstanbul'a sevk edilmiş ve bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde savcılığa ifade vermiştir.
Operasyon sırasında kaç polis görev aldı?
Avrupa Parlamentosu Raportörü Nacho Sanchez Amor ve aile yakınlarının aktardığı bilgilere göre, Uludağ'ın evine yapılan baskında yaklaşık 30 polis memuru görev almıştır.
Siyasetçilerin Alican Uludağ olayına tepkisi ne oldu?
Mansur Yavaş, Özgür Özel ve çok sayıda milletvekili tutuklama kararının hukuki değil siyasi olduğunu belirterek sert tepki göstermişlerdir.
Alican Uludağ emniyette ifade verdi mi?
Hayır, Alican Uludağ emniyet müdürlüğündeki işlemleri sırasında susma hakkını kullanarak ifade vermeyi reddetmiş, savunmasını doğrudan savcılık makamında yapacağını beyan etmiştir.

🔗 İlgili Başlıklar ve Kaynaklar

Dr. Kerem Yılmaz

Gazeteci & Köşe Yazarı

Türkiye'nin sıcak gündemine ve nakit akışına ışık tutan deneyimli kalem.

Haberi Paylaş:

X Facebook WhatsApp
Bunları da Okumalısınız