Münih’te Patlayan Bomba: 2026 Raporunun Detayları
Sabahın erken saatlerinde, İstanbul’un o meşhur gri gökyüzü altında kahvemi yudumlarken ekranıma düşen "flaş haber" uyarısıyla irkildim. Münih Güvenlik Konferansı, her yıl olduğu gibi yine dünya siyasetinin kalbinin attığı yer ama bu sene durum çok farklı. Aleksey Navalni’nin ölümünün üzerinden geçen koca iki yılın ardından, beş Avrupa ülkesinin istihbarat servisleri öyle bir rapor servis etti ki, hani derler ya "yer yerinden oynadı", aynen o hesap. Raporun özeti şu: Navalni doğal sebeplerle ölmedi; o, dünyanın öbür ucundaki bir kurbağanın zehriyle sistematik bir şekilde ortadan kaldırıldı. Bu sadece bir iddia değil, laboratuvar sonuçlarıyla desteklenmiş, altına beş büyük devletin imza attığı bir dosya.
Ölümcül Formül: Epibatidin ve Kurbağa Zehri Gizemi
Peki nedir bu Epibatidin? Bizim buralarda pek bilinmez, aktarlarda falan bulamazsınız. Ekvador’daki zehirli ok kurbağalarının derisinden salgılanan bir nörotoksin bu. Morfinden tam 200 kat daha güçlü ama ağrı kesmek için değil, vücudu felç edip nefes almayı durdurmak için kullanılıyor. İşin korkunç tarafı şu; bu zehir Rusya’nın hiçbir yerinde doğal olarak bulunmuyor. Yani bir şekilde o cezaevine "ithal" edilmiş olması gerekiyor. İstihbarat raporları, bu maddenin laboratuvar ortamında modifiye edildiğini ve Navalni’nin vücuduna sinsi bir yöntemle enjekte edildiğini iddia ediyor. Düşünsenize, Sibirya’nın ortasındaki bir hapishanede, Amazon ormanlarının en tehlikeli silahıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu, modern dünyanın gördüğü en sofistike suikast yöntemlerinden biri olabilir.
Yulia Navalnaya’nın İsyanı: "Artık Kanıtımız Var"
Münih’teki kürsüde duran Yulia Navalnaya’yı izlerken, bir eşin acısından ziyade bir liderin kararlılığını gördüm. "İki yıldır bize yalan söylediler, 'pıhtı attı' dediler, 'kalbi durdu' dediler ama biz gerçeği biliyorduk," derken sesi titriyordu ama bakışları çelik gibiydi. Navalnaya, elindeki bilimsel raporları sallayarak Putin’i doğrudan "katil" olarak nitelendirdi. Sosyal medya platformlarında paylaştığı o videoda, eşinin son anlarına dair yeni otopsi bulgularını dünya kamuoyuna sundu. İstanbul sokaklarındaki herhangi bir kahvehanede bile şu an bu video konuşuluyor; insanlar "Vay be, adamı neyle öldürmüşler" diye hayret ediyor.
Beş Ülke, Tek Ses: İstihbarat Savaşlarında Yeni Cephe
İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç ve Hollanda... Bu beşli rastgele bir araya gelmiş değil. Bu ülkeler, Navalni’nin naaşından alınan örnekleri iki yıl boyunca gizli laboratuvarlarda inceledi. İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın "Elimizde inkar edilemez kanıtlar var, Rusya Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ni bir kez daha ihlal etti" açıklaması, diplomatik bir krizin fitilini ateşledi. Bu ülkelerin ortak bir bildiriyle Rusya’yı doğrudan hedef alması, önümüzdeki günlerde çok daha ağır yaptırımların kapıda olduğunu gösteriyor. Bizim Ankara koridorlarında da bu durumun yankıları şimdiden hissedilmeye başlandı; denge politikasının en zor sınavlarından biri bizi bekliyor olabilir.
Kremlin’in Savunma Hattı: "Batı’nın Kurbağa Masalı"
Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var. Moskova cephesi her zamanki gibi "taş gibi" sert. Kremlin Sözcüsü, bu raporları "Batı’nın hayal ürünü bir propaganda kumpası" olarak niteledi. Onlara göre, eğer ortada bir zehir varsa, bunu Batılı servisler kendi amaçları için uydurdu. Hatta bazı Rus televizyon kanallarında "Ekvador kurbağalarının aslında CIA tarafından eğitildiği" gibi absürt iddialar bile dönmeye başladı. Ama dünya kamuoyu bu sefer o kadar kolay ikna olacak gibi durmuyor. Çünkü ortadaki veriler, sadece bir siyasi söylem değil, kimyasal bir formülün soğuk gerçekliği.
Sosyal Medyada Son Bir Saat: #Navalny2026 Fırtınası
Şu yazıyı kaleme alırken bir gözüm de Twitter (X) ve yeni nesil platformlarda. Son bir saat içinde #Navalniİddiası etiketi dünya gündeminde bir numaraya oturdu. Sadece profesyonel haber kanalları değil, dünyanın dört bir yanından bağımsız araştırmacılar, biyokimyacılar ve aktivistler konuyla ilgili binlerce belge ve grafik paylaşıyor. Gençlerin bu konuya ilgisi inanılmaz. "Adalet yerini bulur mu?" sorusu her dilde soruluyor. İstanbul’daki üniversite gençliğinin bile bugün ders aralarında bu "kurbağa zehri" olayını tartıştığına şahit oldum. Bilgi artık saklanamıyor, ne kadar derine gömülürse gömülsün, bir şekilde yüzeye çıkıyor.
Şimdi Ne Olacak? Uluslararası Ceza Mahkemesi Süreci
Bundan sonrası artık hukukçuların ve diplomatların işi. Beş ülkenin sunduğu bu raporların Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taşınması bekleniyor. Bu, Putin yönetimi için çok daha zorlu bir izolasyon dönemi demek. Ancak biz gazeteciler için asıl soru şu: Bu tür "egzotik" yöntemlerin kullanılması, muhalifler için güvenli bir sığınağın kalmadığı anlamına mı geliyor? Navalni’nin mirası, bu zehirli iddiaların gölgesinde mi kalacak yoksa bu bulgular bir değişimin kıvılcımı mı olacak? Zaman bize gösterecek ama görünen o ki, 16 Şubat 2026 tarihi, insanlık tarihine adaletin peşinde koşulan en "zehirli" günlerden biri olarak geçecek. Biz burada, İstanbul’un kalbinde, her zaman olduğu gibi gerçeğin peşinde kalmaya devam edeceğiz.