Kadıköy'de Tarihi Çöküş: Nottingham Forest Karşısında Ne Oldu?
Dün gece Kadıköy'de saatler 20:45'i gösterdiğinde, tribünlerdeki o muazzam koreografi ve "Cehenneme Hoş Geldiniz" pankartları aslında büyük bir zaferin müjdecisi gibi duruyordu. Ancak futbolun sadece tribünle değil, sahada doğru basmakla oynandığını Nottingham Forest bize acı bir dersle hatırlattı. Maçın ilk düdüğüyle birlikte Fenerbahçe'nin o alışık olduğumuz ön alan baskısından eser yoktu. Aksine, sanki sezonun ilk hazırlık maçına çıkmış gibi bir uyumsuzluk, bir kopukluk hakimdi. İngiliz ekibi, Premier Lig'in o sert ve temaslı oyununu İstanbul'un göbeğine taşıyınca, bizim yıldızlar topluluğu adeta neye uğradığını şaşırdı. 0-3'lük skor tabelaya asıldığında, sadece bir mağlubiyet değil, koca bir oyun felsefesinin iflası belgelenmiş oldu.
Vitor Pereira'nın İntikamı ve Tedesco'nun Taktiksel İflası
Kaderin cilvesine bakın ki, bir dönem Fenerbahçe camiasının yerden yere vurduğu, "sistem adamı değil" denilerek gönderilen Vitor Pereira, dün gece Nottingham Forest'ın başında bir taktik dehası gibi arz-ı endam etti. Pereira, Fenerbahçe'nin genetiğini o kadar iyi etüt etmiş ki, Domenico Tedesco'nun tüm hamlelerini daha yapılmadan okudu. Tedesco ise maç boyunca kulübede adeta bir seyirci gibiydi. Takım fiziksel olarak ezilirken, orta saha otoban gibi geçilirken bir reaksiyon vermemesi anlaşılır gibi değil. Pereira'nın talebeleri her topa iki kişiyle basarken, Fenerbahçe'nin "yıldızları" topu ayağına bekledi. Hülasa, kenar yönetimindeki bu uçurum, sahadaki farkın temel sebebiydi.
Skriniar'ın Sakatlığı ve Savunmadaki Gece Yarısı Kabusu
Maçın kırılma anını sorsalar, kuşkusuz 26. dakika derim. Milan Skriniar gibi bir liderin sekerek kenara gelmesi, Fenerbahçe savunmasının bel kemiğinin kırılması demekti. Yerine giren Çağlar Söyüncü, hepimizin sevdiği bir isim ama kabul edelim ki henüz hazır değil. İngiliz forvetlerin hızı karşısında Çağlar’ın ağır kalması, savunma hattının öne çıkamamasına neden oldu. Murillo'nun attığı ilk golde savunmanın o kadar derin geri kaçması, kaleci Ederson’un görüş açısının kapanması tam bir zincirleme hata ürünüydü. Savunma kurgusu öyle bir dağıldı ki, ikinci yarıda Gibbs-White elini kolunu sallayarak ceza sahasına girdiğinde kimse "Dur" diyemedi.
Orta Saha Neden Düştü? Kante ve Talisca'nın Etkisizliği
N'Golo Kante transfer edildiğinde "bu orta saha geçilmez" diyorduk ama dün gece gördük ki, bir oyuncunun kariyeri sahadaki dinamizmi kurtarmaya yetmiyor. Kante, Nottingham’ın genç ve diri orta sahaları arasında kayboldu gitti. Hele Talisca... Brezilyalı yıldızın Süper Lig'de klasıyla çözdüğü maçlar olabilir ama bu seviyede, bu sertlikte bir rakibe karşı sahada yürümesi tam bir hayal kırıklığıydı. Orta saha direnci düşünce, yük tamamen savunmanın omuzlarına bindi. İsmail Yüksek hamlesi geldiğinde ise skor tabelasında çoktan 0-3 yazıyordu. Atı alan Üsküdar'ı geçmiş, Kadıköy'de ışıklar sönmeye başlamıştı.
Asensio ve Kerem: Kanatlarda Neden Rüzgar Esmedi?
Kanatlara bakıyoruz; bir yanda Real Madrid tedrisatından geçmiş Asensio, diğer yanda milli gururumuz Kerem Aktürkoğlu. Kağıt üzerinde müthiş bir güç ama pratikte sıfır üretim. Asensio'nun topla ilk kez 13. dakikada buluşması zaten maçın özetidir. Nottingham'ın bekleri öyle bir bindirme yaptı ki, bizim kanat oyuncuları hücumdan çok savunmaya yardım etmek zorunda kaldı. Kerem'in o patlayıcı gücünü kullanabileceği tek bir boş alan bile bırakmadılar. Bu da Tedesco’nun rakibi hiç analiz etmediğinin, sadece "çıkın oynayın" dediğinin en büyük kanıtı.
Sosyal Medya Ayakta: Ola Aina ve Özgür Özel Gündemi
Maç bitti ama sosyal medyadaki yangın sönmedi. Son bir saat içinde X (eski Twitter) üzerinde on binlerce tweet atıldı. Özellikle Ola Aina'nın "Cennet gibiydi" yorumu Fenerbahçeli taraftarların damarına bastı. "Bize cehennem dediler ama biz burada dans ettik" minvalindeki açıklamaları, yenilginin üzerine tuz biber ekti. Bir diğer konu ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in stadyumda olmasıydı. Maç öncesi 4-1'lik skor tahmini yapan Özel, mağlubiyet sonrası "uğursuzluk" tartışmalarının odağına yerleşti. Melih Gökçek'in bu durumu siyasi bir malzemeye dönüştürmesiyle konu spordan çıkıp bambaşka bir mecraya evrildi. Ama işin aslı şudur; sahada ter akıtmayan futbolcu varken, uğuru başka yerde aramak sadece avunmaktır.
Rövanş Öncesi Umut Var mı? 26 Şubat'taki Mucize Planı
Şimdi önümüzde 26 Şubat var. İngiltere'ye, City Ground'un o dar ve gürültülü atmosferine gidiyoruz. 3-0'lık bir handikapı çevirmek mucizelere, hatta mucizenin de ötesine bağlı. Tedesco’nun koltuğu şu an sallantıda, belki de rövanşa yeni bir hoca ile çıkılacak. Ancak kim gelirse gelsin, bu ruhsuz halin değişmesi şart. Taraftarın dünkü maç sonu protestosu bir uyarıydı. Eğer İngiltere'de de benzer bir silik oyun sergilenirse, sadece Avrupa'ya değil, sezonun geri kalanına da havlu atılmış olur. Velhasıl, Kadıköy'deki bu kara geceyi unutturmanın tek yolu, orada tarih yazmaktır. Ama dünkü görüntüyü düşününce, insan "nasıl olacak?" demekten de kendini alamıyor.